Zu'm
Karşında durup dikilmektense kaskatı/utangaç
ya da capcanlı gözlerle bakmaktansa sana/aşkla
başka düşlerin bahçesinde oynardım.
Tüm paftalarını yırtıp bir elbise modelinin
yakasını değiştirip uzatıp etek ucunu
dikebilmek gibi mesela.
Yani korkusuz. Asimetrik kesmem gibi saçlarımı
körelmiş bir makasla.
Ya da bir dağa çıkıp çıplak ayaklarıma batan yer kaktüslerini
sökmeye yeltenmeden, hatta
farketmeden derime girdiklerini
seninle zirveye bir mimoza dikmek isterdim.
Ki çiçektir sevilesidir omuzlarında tülüş tülüş özgürlük
başka çiçeklerin vebalini yüklenmemiştir.
Ya da isterdim yıllarca süren bir yolculuktan sonra
geçmesin üstümüzden köyümüzün kokusu
bu da yetecektir.
Olmadı işte buluştuk bir lokontada herkes aynı ve köfte çiğ
karşında duruyorum kaskatı/utangaç mümeyyiz edasıyla
yenildim mi -nasıl kaçarım- neyin kapanı bu anlayamadım.
Yalnızca,
sandalyede sıkılgan bir bedenim, köfte kadar pembe yanaklarım.
Başka düşlerim vardı bahçelerinde birdir bir
oynamayı isterdim yahut bir örümceğin
ağını örerkenki cehdini de seyredebilirdim.
Seninle evet seninle dedim buluşmayalım böyle hiç.
Güvercin kanadında karıncanın sırtında
tek tek ne varsa hayatlarına süzülüp
ve tükürüp kendini unutan bir tarihin yüzüne
sevişelim isterdim ezelde ve ebedde.

0 yorum yazılmıştır